Mutfak Bir Sahnedir

Şef Cemal Seven

          Mutfak… Kimine göre dört duvar arasında ocak, tencere ve tavadan ibarettir.

Oysa bana göre mutfak, içinde hayatın bütün renklerini barındıran bir sahnedir.
Kimi zaman çocukluğumun bahçesinde annemin pişirdiği taze ekmeğin kokusunu taşır, kimi zaman Diyarbakır’ın dar sokaklarından yükselen kebap dumanını.
Her gün, yeni bir oyun, yeni bir hikâye başlar mutfakta.

          Şeflik, yalnızca tarif bilmek ya da lezzet üretmek değildir.
Şeflik; sabırla beklemek, malzemeye saygı duymak, o malzemenin geldiği toprağın hikâyesini bilmek demektir.
Benim elimden geçen her yemek, tarladaki çiftçinin alın terini, pazar yerinde sabahın ilk ışıklarıyla uyanan esnafın sesini, memleketimin binbir çeşit baharatını taşır.
Çünkü ben bilirim ki, yemek sadece karın doyurmaz; hatıraları uyandırır, kalpleri birleştirir, insanı memleketine götürür.

          Bir tabak yemek hazırlarken elim, gözüm ve gönlüm aynı ahenkle çalışır.
Baharatı avuçlarıma alırken, ölçüyü yalnızca gramla değil, yüreğimle ayarlarım.
Çünkü bazen bir tutam fazla sevgi, yemeğin kaderini değiştirir.
Tuzunu koyarken, hayatın acı-tatlı dengesi gelir aklıma; bir yanda sevinçler, bir yanda hüzünler… İkisi bir araya geldiğinde gerçek lezzet ortaya çıkar.

          Benim mutfağımda her tarifin bir hikâyesi vardır.
Adana kebabı yaparken mangal başında hissettiğim ateş, bana memleketimin sıcak insanlarını hatırlatır.
Meftune pişirirken, Diyarbakır’ın sabah pazarındaki o renkli tezgâhlar gözümün önüne gelir.Fırından yeni çıkan bir ekmekte, çocukluğumun soba başı sohbetleri saklıdır.
Ve işte bu yüzden, mutfağa girdiğimde sadece yemek pişirmem; hatıraları canlandırırım.

          Bana göre iyi bir şef, yalnızca damaklara hitap eden değil, kalplere de dokunan kişidir.
Bir tabağı sofraya koyarken, içinde emek, sevgi ve hikâye yoksa o yemek eksiktir.
Benim için en büyük ödül, tabağı boşalan bir müşterinin yüzünde beliren memnuniyet ifadesidir.
O an bilirim ki, sadece karnını değil, gönlünü de doyurmuşumdur.

          Şef’in gönlüğü…
Bazen Diyarbakır’ın sıcak taş sokaklarında, bazen Sapanca’nın dingin göl kenarında, bazen de bir dost sofrasının ortasında atar.
Nerede olursam olayım, gönlümde hep aynı ses yankılanır: “Yemek, paylaştıkça güzeldir.”
Ve ben, her gün bu sözü yeniden hatırlayarak ocağın başına geçerim.
Çünkü hayat, iyi bir yemek gibidir; emek ister, sabır ister, en önemlisi de gönülden gelmelidir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top